Beyond Borders – Demet Yalçın

From corporate life to creativity — reflections by Demet

Yolunu kaybetmiş bir ruhtu onunki. Kimse yardım edemezdi ona, kendinden başka. İçinde bir yerlerde kaybolmuştu; olaylar, insanlar artık anlamsız geliyordu. Hayat bu olamazdı. Sanki kalın parmaklıkların ardına koymuşlardı, nefessiz kalmıştı. Güneşini yitirmişti.

Eski güzel günler, her gözlerini kapadığında imdadına koşuyordu. O anılar bir zamanlar gerçekten yaşanmıştı. Demek ki yeniden yaşanabilirdi. Böyle bir gerçeklik bir kez olmuşsa, tekrar mümkün olmalıydı.

Kalbi kırılmıştı. Mutluluğunu gereksiz insanlara peşkeş çekmiş, onlarda bulabileceğini sanmıştı. Yanıldığını anladı kadın. Mutluluğu ancak kendi içinde bulabilirdi. İçindeki paha biçilemez kaynağı yavaş yavaş tüketiyorlardı. Böyle devam ederse bir gün içinde hiçbir şey kalmayacaktı. Peki ya o kaynak tükenirse? Herhalde o vakit kadın da yok olurdu.

Bu düzen böyle süremezdi. Tek bir hayatı vardı, en iyi şekilde yaşamalıydı. Kendini bulmalıydı. Ama nasıl? Bu yola çıkalı uzun zaman olmuştu. Yürümeye devam etmeye de kararlıydı.

Hayalinde yemyeşil, göz alabildiğine geniş bir çayır vardı. Ortasında tek bir ağaç… Bütün çayıra annelik eden kocaman bir varlık. Şimdi o ağacın kendisi olmak istiyordu. Belki de çayırın tümü. Doğaya karışmak, yüklerini salmak, saf bir varoluşun içinde yeniden doğmak… Ne güzel olurdu.

1–2 minutes

Leave a comment

    Posted in

    Leave a comment